”Yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamak adına madenlerin üretimine ağırlık verilmeli”

Birlikten yapılan açıklamaya göre, maden ürünlerinin yurt içi, yurt dışı mevcut ve hedef pazarlarda tanıtımı ile ihracat potansiyelinin artırılmasına yönelik çalışmalarını yürüten İMİB, sürdürülebilir dünya için madenciliğin önemini göstermek adına faaliyetlerine devam ediyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İMİB Başkanı Aydın Dinçer, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlikte madencilik faaliyetlerinin değerine dair “Maden üretim süreçleri, günümüzde sürdürülebilirliğin sağlanması adına önemli bir rol oynuyor. Maden çeşitliliği bakımından son derece zengin olan ülkemizin bu kapsamda attığı olumlu adımlar, geleceğimizi teminat altına alıp karbon ayak izini azaltma yönünde de en yakın yol arkadaşımız olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

– “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DOĞAL TAŞLARA VERİLEN DEĞERDEN GEÇİYOR”

Bugün küresel ısınma ve çeşitli ekolojik sorunların, sürdürülebilirliğin değerini öne çıkardığını belirten Dinçer, madencilik faaliyetlerinin de sürdürülebilirliği gerçekleştirmeye önemli katkılar sağladığını kaydetti.

Dinçer, gelişmiş pek çok ülkenin madenler sayesinde sürdürülebilirlik anlamında ciddi adımlar attığını da ifade ederek, doğal taşların bu süreçteki önemine ilişkin olarak, “Bugün sürdürülebilir malzemelerin kullanımı ülkeler için önem arz ediyor. Karbon salınımının en düşük olduğu zemin kaplama ürününün doğal taş olduğu ise yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanıyor. Yeni teknolojik gelişmelerin doğal taşın üretim süreçlerine uygulanması daha fazla kaynak tasarrufunu mümkün kılıp, kirliliği azaltıp, atıkları minimize edip doğal taşı çevre dostu yapıyor. Bu noktada doğal taş kullanımının sürdürülebilirliğe karbondioksit salınımını azaltma, enerji kullanımını yüzde 50’ye kadar azaltma, su kullanımını ortalama yüzde 40 azaltma ve katı atıkları yüzde 70 oranında azaltma gibi olumlu etkileri oluyor.” bilgilerini verdi.

– “YEŞİL ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNE KATKI SAĞLAMAK ADINA MADENLERİN ÜRETİMİNE AĞIRLIK VERİLMELİ”

Yeşil enerji uygulamalarında proje maliyetlerini azaltmak ve çevreye zararı en aza indirgemek için mümkün olduğunca yerel ve geri dönüşümlü malzemeler kullanılması gerektiğine vurgu yapan Aydın Dinçer, şunları aktardı:

“Yeşil enerjinin uygulanabilmesi için stratejik madencilik faaliyetleri günümüzde büyük öneme sahip. Dünya genelinde temiz enerji dönüşümünün önem kazanmasıyla birlikte madencilik sektörü de sürdürülebilirliğin sağlanması adına gerekli çalışmaları gerçekleştiriyor. Stratejik anlamda gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerinde yeşil enerjiye ihtiyaç duyulması da bazı madenlere olan ihtiyacın artmasına neden oluyor. Bakır, lityum, nikel, manganez, kobalt, çinko ve nadir toprak elementleri gibi birçok madenin kullanılması, yeşil enerji dönüşümünde sürdürülebilirliğin sağlanması adına katkı sunuyor. Stratejik konumda bulunan nadir toprak elementlerine olan talebin önümüzdeki yıllarda mıknatıs üretimi ve elektrikli araç talebine paralel olarak oldukça artacağı görülüyor. Bu madenlere ise geçmişe göre 6 kat daha fazla ihtiyaç duyulacak. Elektronik atıklar ve elektronik atıkların geri dönüşümü ile ayrıştırılabilen ham maddeler 2019’da yaklaşık 57 milyar dolara eşitti. Türkiye’de toplam 847 kiloton e-atıktan 125 kilotonunun geri dönüşüme kazandırıldığı düşünüldüğünde, yaklaşık 1 milyar dolarlık geri dönüşüm potansiyelinin değerlendirilmesi de önem kazanıyor. Ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atılacak adımlar yeşil dönüşüme olan bakış açılarını da değiştiriyor. Bu da daha çok elektrikli araç, rüzgâr türbinleri, güneş enerji panelleri ve geniş elektrik dağıtım kanalları anlamına geliyor. Yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamak adına ise madenlerin üretimine ağırlık verilmeli.”

– “MADEN SAHALARINDAKİ AĞAÇLANDIRMA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE KATKI SAĞLIYOR”

Sürdürülebilir madencilik adına yapılan maden sahalarında yapılan rehabilitasyon çalışmalarının da önemine değinen İMİB Başkanı Dinçer, “Faaliyetleri sona eren maden sahalarındaki ağaçlandırılma çalışmaları, ülkemizin yeşil varlığına, tarımına, ekonomisine ve en önemlisi sürdürülebilirliğine ciddi katkı sağlıyor. Maden üretim sahalarının bu kapsamda üretim sonrasında tarım arazisine dönüştürülmesi de madenlerin sürdürülebilirlikteki değerini bir kez daha ortaya koyuyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.