Uğur Meleke: “Jesus adrenalin seviyor, 3-3 ve 4-2’leri çok görürüz”

Fenerbahçe’nin Adana Demirspor’u 4-2 mağlup ettiği karşılaşmayı yorumlayan Uğur Meleke, “Jesus, Kadıköy’de 3-5-2’yi test etti. Adana Demir’e karşı yapılan 3-5-2 testi inişli çıkışlıydı, hücumdaki akışkanlık artılar hanesine yazılabilir ama savunma sağdan çok fazla delindi. Lâkin Jesus’un maç sonunda yılın en iyi futbolunu oynadıklarını söylediğini duyunca şuna emin oldum artık: Jesus, heavy metal futbolu seviyor. Adrenalin seviyor. 1-0 biten 90 dakikalık klasik müzik eseri onu tatmin etmiyor.” ifadelerini kullandı.

1- Ligin iki namağlup ekibini karşı karşıya getiren maçta galibiyeti alan taraf F.Bahçe oldu. Jesus’un 3’lü savunma tercihini nasıl buldunuz?

MEHMET ARSLAN: ORTA ALANDA ÜRETiM SIKINTISI VAR

Oyuncu grubu değişiyor ama oyun değişmiyor. Şu haliyle Yunus ve Kerem kanatlarda yetersiz. Stoperlerin oyun kurma becerileri kısıtlı. Bu durumda orta alanınız ne kadar yetenekli olursa olsun üretme sıkıntısı yaşar. Galatasaray da bunu yaşıyor. Ve bu durumu transferle çözmek zorunda hissediyor. Ne yazık ki, teknik ve taktik olarak bir çözüm üretemediler. Yeni transferler de gelse zamana ihtiyacı var Galatasaray’ın. Ve tabii ki teknik direktör olarak Okan Buruk’un çözümlerine.

FIRAT AYDNUS: SEFEROViC, GOMiS’E GEÇiLiR

Oyunun gelişmesi Mertens ve arkadaşlarının adapte sorununun kalkmasına, Haris Seferovic’in ‘Ben artık buradayım’ demesine, Kerem Aktürkoğlu’nun kafasının rahatlamasına bağlı. Bununla birlikte Okan Hoca’nın da dile getirdiği gibi savunmaya takviye şart. Stoper için hem kaliteli hem de rotasyonda takımın elini güçlendirecek isimler olmalı. Gomis sezon boyunca son dakikalarda oyuna girip daha ne kadar skoru lehlerine döndürür bilinmez. Seferovic böyle giderse ilk 11’deki yerini Gomis’e bırakır, Fransız oyuncu vazgeçilmez olur.

UĞUR MELEKE: G.SARAY’DA HÂLÂ KADRO DERiNLiĞi YOK

Galatasaray’ın Ümraniye maçını iki ayrı perdede ele almak gerek: İlk devrede büyük takım görüntüsünden uzak, geriden oyun kurmakta çok zorlanan, prese karşı kırılgan bir misafir takım vardı sahada. Ancak 46’da Mertens sahaya adım attığında sadece oyunu değil, arkadaşlarını da kendine getirdi Belçikalı virtüöz. Bütün eksik bağlantıları tek başına tamir etti adeta. Galatasaray’ın bence hâlâ 2-3 transfere ihtiyacı var. Abdülkerim ve Kerem gibi oyuncular kulübeye baktıklarında tehdit görmüyorlarsa yeterli kadro derinliği yok demektir hâlâ.

GÜNTEKiN ONAY: BU FUTBOLA 6 PUAN ÇOK iYi

Galatasaray şu ana kadar oynadığı maçlarda istediği ritmi yakalayamadı. Akıcı bir pas oyunu yok. Amaç prese dayalı bir futbol ama o noktada da eksikler var. Mertens takıma monte olduktan sonra bu derece gol ve pozisyon sorunu yaşayacaklarını düşünmüyorum. Seferovic’de kendine güven sorunu olduğunu gördük. Toparlanması için zamana ve gollere ihtiyacı var. Bu süreçte bu kadar yeni oyuncuyla ve bu futbolla sadece 2 gol atarak alınan 6 puan çok iyi.

2- Beşiktaş’ın Karagümrük karşısındaki sükseli galibiyetinin başrolü kimdi? Taktikleriyle İsmael mi, taraftar mı, Weghorst ve arkadaşları mı?

UĞUR MELEKE: HÜCUMDA AKIŞKANDI AMA SAVUNMA ÇOK DELiNDi

Jesus ilk 6 resmi maçta 4-1-3-2 oynattıktan sonra Avusturya’da 3-4-3’ü, Kadıköy’de 3-5-2’yi test etti. Adana Demir’e karşı yapılan 3-5-2 testi inişli çıkışlıydı, hücumdaki akışkanlık artılar hanesine yazılabilir ama savunma sağdan çok fazla delindi. Lâkin Jesus’un maç sonunda yılın en iyi futbolunu oynadıklarını söylediğini duyunca şuna emin oldum artık: Jesus, heavy metal futbolu seviyor. Adrenalin seviyor. 1-0 biten 90 dakikalık klasik müzik eseri onu tatmin etmiyor, yüksek ritim istiyor sürekli. Bu sezon sanırım Fenerbahçe maçlarında çok göreceğiz böyle 3-2, 3-3, 4-2 gibi skorları.

MEHMET ARSLAN: FENERBAHÇE TARAFTARLARININ YILLARDIR iSTEDiĞi BUYDU

Yıllardır istediği buydu Fenerbahçe taraftarının. Rakip kaleye olan baskılı oyun. 3 haftadır bunu oynuyorlar. Öyle istekli ve coşkulu oynuyorlar ki, Onyekuru’nun sağ kanatlarını felç etmesine bile önlem alamıyorlar. Jesus, savunmanın hatalarından daha çok hücumcularının becerilerine güveniyor. Ama şu bir gerçek ki, Adana Demirspor özellikle ikinci yarı skor olarak ne kadar gerideyse, oyun olarak o kadar ilerideydi. Savunmada Lemos gibi kısıtlı bir oyuncunun varlığı Fenerbahçe’nin en büyük sorunu.

FIRAT AYDINUS: 3’LÜ DEFANS KANATLARIN YETERSiZLiĞiNi ORTAYA ÇIKARDI

Birbirine tam alışmamış ve ağır olan defans bloğunu 3’lü oynatması risk. Özellikle Adana Demir gibi takımlar karşısında. Bu riskin alınmasında en önemli faktör Arao gibi bir oyuncunun elinde olması. Stoperler arasına girerek bu sistemde kısmen de olsa açığı kapatıyor. Adana Demir ve Austria Wien maçlarını karşılaştırdığımızda her rakip için 3’lü savunma uygulamanın zorluğu görüldü. 3’lü savunma, orta sahayı 5’li oynatmak zorunda kalıyor. Kanatların yetersizliği bu maçta kendini gösterdi.

GÜNTEKiN ONAY: SAVUNMADAKi SORUNLARI ÇÖZERSE ÖNÜ AÇIK

Jesus görünen o ki her hafta rakiplere özel farklı formasyonlar ve kadrolar kullanacak. Adana Demir maçında topu büyük ölçüde rakibine bırakıp orta alanı bypass ederek geçiş hücumlarıyla etkili oldular. Fenerbahçe, fiziksel olarak iyi durumda. Hücumda atak çeşitliliği var ve Joshua King ile Joao Pedro da takıma katılacak. Jesus savunmadaki sorunları çözerse Fenerbahçe’nin önü açık.

3- G.Saray’da Gomis dışında gol atan yok, dört gözle yeni transfer bekleniyor. Takımın ihtiyacı gerçekten transfer mi? Oyunda gelişme var mı?

GÜNTEKiN ONAY:TÜM YABANCILAR KALiTELi SORUN YERLi OYUNCULARDA

Beşiktaş üstün bir fizik kaliteye sahip ve İsmael’in talep ettiği oyun için bu fiziksel güç şart. Yüksek yoğunluktaki pres ve tempo Karagümrük’ü paralize etti. Özellikle iç saha maçlarında bu tip rakiplerin Beşiktaş’ın baskısına direnmesi pek de mümkün olmayacak gibi görünüyor. Ghezzal ve Josef’siz olmasına rağmen N’Koudou ve Salih’in iyi oyunları; Weghorst’un çalışkanlığı ve kalitesi farklı skoru getirdi. Beşiktaş’ın tüm yabancı oyuncuları çok kaliteli. Sorun yerli rotasyonunun darlığı.

MEHMET ARSLAN: BU HAFTA BEŞiKTAŞ’I iZLEMEYE DOYAMADIM

Beşiktaş’ı izlemeye doyamadım bu hafta. Attıkları ikinci gol tam jeneriklik. Bu mükemmelliği sadece bir oyuncuya ya da hocaya bağlamak haksızlık değil mi? İsmael’i niye tercih ettiklerini sorduğumda şu yanıtı vermişti sevgili Ceyhun Kazancı: “Genç ve yeni futbolculardan oluşan bir grubu kısa sürede takım haline getirebilme becerisine sahip.” Haksız da sayılmaz. Bakmayın siz “İsmael hoca falan değil” diye ahkam kesenlere. Beşiktaş takım oluyor.

UĞUR MELEKE: SEZONUN EN COŞKULU MAÇINI OYNADILAR

Süper Lig’de kadro kalitesi orta sınıf olmasına rağmen taktiksel olarak büyük takım gibi davranan bir ekip vardı: Alanyaspor… Şimdi lige ikinci bir Farioli geldi, o da Pirlo… Kadro kalitesinin üzerinde bir strateji güttü, geriden paslarla çıkarken sürekli topu kaybetti. Beşiktaş’a ve özellikle N’Koudou’ya olağanüstü geçiş fırsatları tanıdı. Ancak Beşiktaş da sezonun en coşkulu günündeydi, taraftarla formasının içine Gomez’i saklamış Weghorst bütünleşti. Bu galibiyette İsmael’e vereceğim kredi Berkay ve Kartal’ı kullanması için olabilir, keşke son 15’te Emirhan ve Oğuzhan’ı da unutmasaydı kulübede tabii.

FIRAT AYDINUS: MUHTEŞEM TARAFTAR GÜZEL GALiBiYET

Aslan payını Weghorst ve arkadaşlarına veririm. Maç öncesinde kadrodaki defans ve orta sahaya takviye ihtiyacına bir de Ghezzal’in yokuluğu eklenince maç öncesinde taraftar nezdinde endişe yaratıyordu. Ancak bu maçta N’Koudou ve Salih Uçan’ın Alanya maçındaki yaratıcılıklarına Weghorts ve Rosier de eklenince Beşiktaş rakibini sürklase ederek kazandı. Taraftarın etkisini de Weghorst’un maç sonunda mikrofonlara dökülen cümlesi özetledi: “Muhteşem taraftar, güzel galibiyet!”

4- Yeni nesil teknik adamların kendilerinden söz ettirdiği bir haftayı geride bıraktık. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz antrenörlükteki nesil değişimini?

FIRAT AYDINUS: HEPSi iYi AMA MAÇLARDAN SONRA KONUŞAMIYORLAR!

Sadece bugünün tablosu değil aslında bu durum. Son 2-3 sezona baktığımızda yeni jenerasyon teknik adamların taktik ve cesaret anlamında gözle görülür yükselişleri var. Ayrıca yeni nesil antrenörler, bilimsel analizlerle ve dünyanın her noktasını inceleyebilme şansıyla kendisini geliştiriyor. Vizyonerlikleri de önemli. Emre Belözoğlu, Çağdaş Atan, Nuri Şahin, İlhan Palut gibi yeni nesil antrenörlerin başarısı ortada ancak en büyük sıkıntı çoğunun bu başarılarını maç sonlarında dinleyemiyor olmamız.

MEHMET ARSLAN: Z KUŞAĞI ANTRENÖRLER ESKiLERDEN ÇOK FARKLI

Süper Lig’in Z kuşağı antrenörleri desek daha doğru olacak galiba. Futbol, iyi futbolcularla oynanır. Ama vasat bir takıma sahip olsanız bile, iyi bir futbol takımı ortaya çıkarabilirsiniz. Eskiden oyunu hep oyuncu tercihleri ile değiştirmeye çalışan bir teknik adam grubu vardı. Bunun işe yaramadığını yıllardır test ediyoruz. Z kuşağının felsefesi ise farklı. Onlar teknik, taktik, bilgi ve veriye dayalı bir teknik adamlık sergiliyorlar. Tüm bu verileri doğru kullananlar da fark yaratıyorlar. Nuri Şahin gibi, Emre Belözoğlu, İlhan Palut gibi.

GÜNTEKiN ONAY: NURi ŞAHiN TÜM HOCALARINDAN BiR ŞEYLER ÖĞRENMiŞ

Yeni nesil teknik adamlar rakip analizine önem veriyor. Ayrıca modern futbolun en önemli gereksinimlerinden biri olan atletik performans da onlar için vazgeçilmez bir unsur. Nuri Şahin futbolculuk kariyerinde çok önemli teknik adamlarla çalıştı ve görünen o ki hepsinden bir şeyler öğrenmiş. Trabzonspor’un zaaflarından faydalanan bir Antalyaspor vardı sahada.

UĞUR MELEKE: SÜPER LiG’DE 50 YAŞ ÜSTÜ SADECE ÜÇ TEKNiK ADAM KALDI

Aslında bu sezon Süper Lig’in neredeyse tamamı genç antrenörlere emanet. 50 yaş üstü sadece üç hoca kaldı, Jesus, Avcı ve Çalımbay… Ancak biz 40’lı yaşlardakilere daha çırak muamelesi yaparken, 30’lu yaşlardakiler geldi aşağıdan. Antalya-Trabzon maçında Nuri Şahin’den büyük 5 futbolcu vardı bir ara sahada! Ancak Nuri Hoca gerek sakinliği, gerek maçı perde perde doğru ele alışı, gerekse doğru oyuncu değişiklikleriyle öyle büyüdü ki, yaşsız bir bilge gibiydi kenarda. Türk futbolunun dönüşüm fitilini bu hoca jenerasyonu ateşleyecek sanırım. Çok umutluyum ben.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.